Embed

Şair ve Noir

Kireç çamur karışımı renkli köhne evlerin arasında, dar sokaklardan yürüyordu, yokuş aşağı şair. İki üç kez tökezlemişti, sokak taşlarıyla yüzleşmesine ramak kala, toplamıştı dengesini. Hem yürüyor hem de söyleniyordu. Kızgındı ama sanki hiç kimseye ya da her şeye gibi. Sesinin yükseldiğinin farkına varmadan:
- Yahu, dedi. Ben hep yalnız olduğumda mı yazacağım, Canım acıdığında mı, her ayrılıkta mı, mutsuzlukta, kavgada mı, sefalette mi? Ben hiç mutluluk için yazamayacak mıyım?
Ortalık tenhaydı, bulutlu keyifsiz bir gri tonu vardı her yerde. 
-Yazamazsın, dedi çatallı ihtiyar bir ses.
Döndü, tam köşede sırtını duvara dayamış,gri sarı arası kirli saçlı sakallı, şarapçı kılıklı bir dilenciden başkası yoktu görünürde. Devam etti dilenci konuşmasına:
Mutlu olan şiir yazmaz, okumaz, yaradılışımız bu ,doğamız böyle.. Mutlu olan şarkı söyler evlat dedi, sokak filozofu ,sesinin tonu gram değişmeden.. 
Yarım bir sigara yakıp, zar zor ayağa kalktı. şöyle bir gerindi. Sırtını dönüp ağır ağır giderken, sesini biraz daha yükseltip, son sözlerini söyledi şaire:
Benim sefaletimin bile bir mesaisi vardır. Şimdi alırım bir şarap , giderim sahildeki çayırlığa, köpekler gelir , kediler sonra dostlarım da .. değme keyfime. oysa şairin mesaisi 24 saat. Doğru seç mesleğini..
 
Şair olamayacaksan şiir ol!! 
Not: Eskizdir.
 
Beasttaz

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !