Embed

Yol Hikayesi

Yol Hikayesi
Hep bir yol hikayesi yazmak istemiştim. ille de yazmak için yolcu mu olmak gerekliydi? Evet gerekliydi. Artık yolculuklar zordu, benim için. Yorucu, yol için zamanım yoktu. bazen gidecek bir yol da yoktu. 

Orhan Pamuk'un Yeni Hayat' ını okuyalı epeyce olmuştu. Bana verdiklerinin dışında hatırladığım tek şey, bitmeyen otobüs yolculuklarıydı kahramanının. Görülen yaşanan ne varsa hepsinin tek tek analiz edildiği, süzüldüğü, paranoyakça fikirlere dönüştüğü bazen. Bazen komplo teorilerine. 
İlginç bulurdum ben de, otobüs yolculuklarını. Belleğim, algım, hayret verici şekilde netleşir, nasıl olup ta hatırlayabildiğime şaşırdığım anılar, eski yolculuklar, ayrıntılar, eski duygular, eski ben, bir önceki ben, unuttuğum ben ve artık tanımadığım ben cam gibi zihnimde canlanıverirdi. Her zaman böyle olmazdı tabi. Takıntı işte bazen OHK (Otobüs Horlayanları Korosu), bazen " nereden yiğenim, öğrenci misin" diye başlayan sohbet sevdalısı amcalar, bazen de bozulan ya da tekerleği patlayan otobüsler, bu felsefik yolculuğun ya hiç başlamamasına ya da erkenden bitmesine sebep olurdu. Sohbet etmeyi hiç sevmezdim otobüste, yanımdakinin suretini dahi hatırlamazdım çoğunlukla. Belki de kendimi dinlediğim yegane mekandı otobüs koltukları. 

Tabi şimdi her şey gibi otobüslerde değişti. eskiden muavinin erinerek açtığı bir ya da iki adet otobüsün tavanına konuşlandırılmış tüplü televizyonda belki 40-50 kez izlediğimiz Kemal Sunal filmleri. Karadeniz otobüslerinde pek te kullanılmazdı ya o tv ler. Ankara yoluna girdiğimizde yanımızdan geçen otobüslerde hep açık olurdu, bizimkinde değil.. Şimdi her koltuğun arkasında bir tv ve ucuz rahatsız kulaklıklar. kalitesiz seçimlerden hangisini seçeceğimize karar veremeden devam eden zapping süreci, ne uyku ne de düşünce iklimi bırakıyor insanda.

Yanımda hep tek koltuğa sığamayan amcalar abilerin yanında, Sıdıka'nın penceresinden baktığı gibi bakardım dünyaya, hem içine hem dışına. Ekseri gece yolculukları, insansız camın dışı, evinde herkes, ben yolda bir çoğumuz yolda...

İlle de nostalji olsun ya. Samsun'da oturduğumuz zamanlar. Adı Abi olan benden iki yaş büyük biricik dostumla, Samsun'dan Ünye'ye , Ünye'den Samsun'a tüm elektrik direklerini sayım yarışmalarımız. Bugün tüm bağlarımızı koparacak kadar sıkıntılar yaratan yetişkin problemleri ile yoksa ayrı yönlere mi sapacaktı, yollarımız.

Yine otobüse dönersek , herkes servis zamanı, hiç içesi olmasa bile, saldırırdı ya, kahve,çay, kola, fanta. Benim için farklılık "almayacağım teşekkür ederim" demekti. Genelde Muavini şaşırtan bir hadiseydi bu. 

Askerlik hikayesi de olmadan olmaz tabi. Son gün, dedim ki uyumayacağım , nasıl olsa otobüste uyurum, sabaha kadar laklakla geçirdim vaktimi. Eee 16 saatlik yolculuk. Otobüse bindim İzmir'den çıkmadan uyumuşum, Terme'de açtım gözlerimi. Uyandığımı gören hostesin söylediğini hiç unutmam. " Ooo uyuyan güzel Günaydın".....

Şimdi yolculuk, şimdi ben aşık, şimdi ben mutlu, ben umutlu. Şimdi yarın yolculuk var ama bir yol hikayesi çıkmayacak , çıkamayacak. Onla olsa mutluluk, onsuzsa bir onsuzluk hikayesi çıkacak belki. Belki içimde artık ben değil sadece o kalmıştır, belki o bir şekilde ruhumu sarmıştır. Ümit Yaşar'ın Ayten şiiri gibi her yerde o vardır. Yolculuğumun tüm manzarası, bana hep cam kenarı yazılmıştır. Yolum hep ona çıkıyordur. O zaman, belki Aşk ta bir yol hikayesidir ve ben şimdi bir yol hikayesi yazmışımdır. Şair Ankara'nın en çok İstanbul'a dönüşlerini sevdim demiş yine. Ben yarın yola çıkıyorum. Senden çıktım ey aşk, İstanbul aktarmalı yine sana dönüyorum. 
Eee Gökhan döndün dolaştın yine lafı aşka bağladın diyenler.

Ne yapayım;
Yollarımda ona çıkıyor, sözlerim de...

Sevgiyle kalın..

Not: Eskizdir.

G.Cosdan

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !